Embed

Sürdürülebilir Tarımda Bal Arısı (Apis mellifera L.)'nın Rolü



 

Sürdürülebilir Tarımda Bal Arısı (Apis mellifera L.)'nın Rolü

Ali KORKMAZ(1)
Ayhan AYDIN(1)

(1) Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Erdemli /İçel

 

Giriş
Her geçen gün doğal kaynakların yok edildiği bir süreci yaşayan dünyamız milyonlarca yıl süren evrim sonucunda oluşturduğu dengelerin bozulmasına koşut olarak yeni dengeler oluşturmaya çalışmaktadır. Ancak bu oluşumlar üzerinde yaşayan canlıları da olumsuz etkilemekte ve sonuçta zarar görmektedirler.
Doğanın dış olumsuz faktörlerle değiştirilmesinin hatta bozulmasının sonucunda dünya üzerinde her gün yaklaşık 140 bitki ve hayvan türü yok olmaktadır (Hamzaoğlu, 1997). Ayrıca bu olaylara koşut olarak toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün insanlar tarafından yok edilmesi sonucu ortaya çıkan erozyon ülkemizi tehdit edecek boyutlarda seyretmekte ve ülkemizin % 79.43'ünde etkili olduğu görülmektedir (Günay, 1995). Normal koşullarda 20 cm kalınlığında bir toprak katının oluşabilmesi için 1600-8000 yıla gereksinim (Çelebi, 1996) olduğu da dikkate alındığında elimizdeki en değerli tarımsal materyalin toprak olduğu açıktır. Dolayısıyla toprak verimliliğinin korunması ve sürekliliğinin sağlanması da bu açıdan son derece önemlidir. Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesi ile iklimin bozulmasının ve doğal varlıkların kaybolmasının yarattığı ekonomik zararların sonuçları da ortadadır. Bu sebepten erozyon önleme projelerinin bir an önce devreye sokulması gerekmektedir.
Tarımsal üretimin iki ana kolundan birisi olan hayvansal üretimin ekolojik dengeyi koruyacak ve biyolojik gelişmeyi sağlayacak şekilde yürütülmesi, hem bu faaliyetlerin devamlılığının sağlanması hem de insan sağlığının korunması için son derece önemlidir (Pekel ve Ünalan, 1999). Tarımın sürdürülebilirliğine bağlı olarak toprağın korunmasının ve sürekliliğinin polinasyon temelinde de ele alınması olayın doğasına uygun olmaktadır. Bu saptamaya koşut olarak milyonlarca yıldır polinasyona katkısı olan bal arılarının bu amaçla da etkin kullanımı gündeme gelmelidir.


Sürdürülebilir Tarım
Doğal yaşamın bozulması sürecine bağlı olarak günümüzde doğayı koruma ve kurtarma çalışmaları her geçen gün ivme kazanmaktadır. Pek çok bilim adamı doğayı bozmadan fakat gereksinimleri de göz ardı etmeden nasıl üretim yapılabileceği düşüncesinden hareket ederek bazı kavramlar geliştirmişlerdir. Sürdürülebilir tarım olgusu da bunlardan biridir. Sürdürülebilir tarımın birçok tanımı olmasına rağmen bu tanımların çoğu verimlilik, karlılık, muhafaza, sağlık, emniyet ve çevre gibi benzer unsurları değişik vurgulama derecelerinde ön plana çıkarmaktadırlar. Bunun yanında “sürdürülebilir” kavramı bir zaman boyutunu ve tarım sisteminin kapasitesini sınırlama olmaksızın geliştirmeyi ve sürdürmeyi ifade etmektedir. Sürdürülebilir tarım, doğal kaynakların üretim kapasitesini artıran, sağlıklı gıda üretimini amaçlayan, çevre üzerindeki olumsuz etkileri en aza indiren ve üreticilerin yeterli düzeyde gelir elde etmelerini de kapsayan bir tarımsal üretim şeklidir (Berkman, 1996). Ayrıca geleneksel tarımsal üretim ve işleme metotlarını kullanarak, yani biyolojik ve çevre dostu girdileri kullanarak, dış girdileri kullanmadan kaçınarak, doğal kaynakları koruyarak, en üst verim ve verimliliğe ulaşmak olarak da tanımlanmaktadır. Bu olay ekonomik-sosyal ve ekolojik-biyolojik faktörlerin dengeli, akılcı, yararlı kullanılabilmeleri ve bunun bir geri-döngü halinde tutularak tarımın sürdürülebilmesi ilkeleri çerçevesinde yapılmaktadır (İmir, 1997).

Bal Arısının Polinasyonda Rolü
Yeryüzünde değişik familyalara ait 20000’den fazla arı türü mevcut olmakta ve Apidae familyasındaki Apis cinsine giren türlere bal arısı adı verilmektedir. Bal arıları bal ve balmumu yaparak insanlara yarar sağlamasının yanında bitkilerin polinasyonunda da çok önemli rol oynamaktadırlar (Özbek, 1979). Dünya üzerindeki bitkilerin % 70'inin polinasyonu arılar tarafından yapılmakta, arılar tarafından yapılan polinasyonun % 80’inden fazlası da bal arılarınca yapılmaktadır (Özbilgin, 1999).
Günümüz tarımında yapılan yoğun kültürel işlemler özellikle de pestisidlerin kullanımı sonucunda yabani polinatörlerin sayısı önemli ölçüde azalmaktadır (Free, 1992). Yabani polinatör varlığında ortaya çıkan ve varlığını hissettiren bu azalma, tarım alanlarında ve yabani bitki populasyon düzeyinde de önemli düşmelere yol açmaktadır. Yabani polinatör düzeyindeki bu düşmelere paralel olarak bitki polinasyon düzeyindeki bu azalmayı giderecek olan yegane tozlayıcı ajan da bal arıları olmaktadır.

Sürdürülebilir Tarımda Polinasyonun Yeri
Sürdürülebilir tarım olgusu çevresel faktörleri özellikle dikkate alan önemli bir tarımsal sistemdir. Olay, tarımın sürdürülebilirliği bağlamında ele alındığında en temel faktör olarak toprak verimliliği ve toprağın korunması büyük önem arz etmektedir. Tarımsal üretimde temel amaç; bir yandan birim alandan en fazla ürün elde etme yollarının araştırılması, diğer yandan ise sürdürülebilir tarım açısından doğal kaynakların korunarak gelecek kuşaklara aktarılması olmalıdır (Ağca, 1999). Elimizdeki kaynakların en önemlisi olan toprağın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Bundan dolayı tarımın sürdürülebilirliği içerisinde toprağın sürekliliği de önemlidir. Tüm dünyada rüzgar ve suyun neden olduğu toprak erozyonu ve bunun sonucu toprak verimlilik kaybı ve bozulmuş toprak kalitesi en önemi tarım ve çevre problemimiz olmaya devam etmektedir. Özellikle erozyon etkisiyle kaybolan toprakların miktarı dikkate alındığında salt erozyonu önleyici çalışmalarla toprak verimliliğine çok önemli katkılar sağlanacaktır.
Yoğun erozyon olaylarının yaşandığı alanlar genellikle yabani bitki populasyonlarının bulunduğu alanlardır. Ülkemizde aşırı ve erken otlatma, tarla açma gibi toprakları erozyona açık hale getiren uygulamalar çok zarar verici boyuta ulaşmıştır. Yıllardır ormanlardan ve meralardan yanlış ve bilinçsiz yararlanma sonucu erozyon şiddeti giderek artmıştır. Bu araziler artık bundan sonra bitkisel tarım açısından ekonomik verime ulaşmayacakları gibi çok kısa bir süre sonra üzerindeki gittikçe azalan toprağı da tümüyle kaybedeceklerdir.
Toprak erozyonunu önlemenin biricik yolu mevcut bitki örtüsünü zenginleştirmekten geçmektedir (Altın, 1998). Ancak bu olgunun tek başına yeterli olduğunu söylemek de olası değildir. Doğal bitki örtüleri olan orman ve çayır-meralar toprak muhafazasının vazgeçilmez unsurları olmakla birlikte önemli olan doğada var olan bitki populasyonlarının çeşitliliğinin ve sürekliliğinin polinasyonla sağlanmasıdır. Zira polinasyonun olmadığı bir dünyada bitkilerin ve dolayısıyla yaşamın varlığından söz etmek olası değildir. Bal arılarının polinasyonda etkin rol alması sonucu doğal bitki populasyonları korunmakta olduğundan bu olay toprağın korunması açısından da büyük önem taşımaktadır.
Bitkisel üretimde verimliliği artırma yollarından en önemlisi etkin bir polinasyon sağlamaktır. Tüm kültürel işlemler tam yapılmış olsa bile polinasyon olgusuna bağlı döllenme ihmal edildiğinde yapılan tüm işlemler boşa gidecektir. Polinasyon, yapılan tüm kültürel işlemlerin karşılığının alınmasını sağlayan bir sigorta ve üretim artışını sağlayabilecek en etkin mekanizmadır. İşte bu özelliğinden dolayı dünya üzerinde bulunan pek çok bitki populasyonunun verimliliği ve sürekliliği yeterli polinasyon sonucu tohum bağlamalarına bağlıdır. Polinasyonun yeterli olmadığı durumlarda ürünlerde kalite bozulmasının yanı sıra üretimde azalma ve bitkinin daha geç ürün vermesi söz konusu olmaktadır. Bal arıları başta olmak üzere böcekler, pek çok bitkide polinasyonu sağlayarak tarımsal üretimi artırmaları yanında dünya üzerinde bulunan doğal bitki populasyonunun sürekliliğini sağlayarak da var olan dengeye olumlu katkı sağlamaktadırlar. Doğal dengenin kurulamadığı veya korunmadığı yerlerde zaman içerisinde doğal bitki populasyonunun yok olmasına paralel olarak toprak erozyonu artmakta, bitki ve toprak verimliliğini kaybetmektedir.
İşte bu erozyon alanlarında erozyonu önlemek için yapılacak çalışmalarda nektar salgısı yüksek ağaç türlerinin dikimi, yem bitkileri tarımı ve erozyon önleme ile arıcılığı geliştirme çalışmaları entegre olarak yapılmalıdır (Çoban, 1997). Özellikle meraların bulunduğu yerlerde sürdürülebilir mera kullanımına yönelik olarak arıcılığın geliştirilmesi yönünde tedbirlerin alınması yerinde bir davranış olacaktır. Ayrıca yöre ekolojisine uygun, hızlı büyüyen, çok yönlü yararlanmaya ve arıcılık için elverişli ağaç türleriyle ağaçlandırmaya özen gösterilmelidir (Karabıyık ve Çoban, 1998). Zira ormanın korunması, geliştirilmesi, yenilenmesi ve boş sahaların ağaçlandırılmasına dayalı olarak oluşan alt floranın korunması, arı yaşamı için ideal bir ortam oluşturmaktadır. Ayrıca orman varlığının korunması toprakların aşınmasını önleyeceğinden, üzerinde ot dahi gelişmeyen erozyon sahaları oluşmayacak, dolayısıyla arının yaşayabildiği ideal ortam da korunmuş olacaktır (Hamzaçebi, 1994).

Sonuç
Sürdürülebilir tarımın önemli dinamiklerinden olan toprağın korunması ve gelecek kuşaklara gerek kalite gerekse miktar olarak iletilmesinin önemi büyüktür. Bundan dolayı sürdürülebilir tarıma temel oluşturacak ve erozyon sonucu toprak kaybını önleyecek çalışmaların bu yönde yürütülmesi gerekmektedir. Gelecekteki çalışmalar toprak kaynaklarının geliştirilmesi ve korunmasına yönelik yönetim şekillerinin entegrasyonuna yönelmelidir. Yabani bitki populasyonunun yaygın olarak bulunduğu yerlerde toprak erozyonunun olmaması her ne kadar bitki varlığına bağlansa da asıl etken, bu bitkilerde tozlaşmayı sağlayarak gelecek bitki jenerasyonlarının devamlılığını sağlayan böcekler özellikle de bal arılarıdır. Bundan dolayı çıplaklaştırma olgusu sonucu ortaya çıkan erozyon sebebiyle yoğun toprak kaybının yaşandığı yerlerde toprak verimliliğinin ve sürekliliğinin sağlanması için bal arılarını kullanarak yabani bitki populasyonunun yayılmasını ve bal arısı kullanarak sürekliliğini sağlamak en akılcı çalışmalardan biri olacaktır.

Kaynaklar
Ağca, N., 1999. Topraklarda Çoraklaşma ve Sürdürülebilir Tarım. GAP. I. Tarım Kongresi, 26-28 Mayıs 1999. Şanlıurfa.
Altın, M., 1998. Mera-Hayvancılık-Erozyon İlişkileri. TEMA Eğitim Semineri. İçel.
Berkman, A., 1996. Sürdürülebilir Tarımsal Kalkınmada Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Yeri ve Güneydoğu Anadolu Projesi. Tarım-Çevre İlişkileri Sempozyumu. 13-15 Mayıs 1996. Mersin. s 19-34.
Çelebi, H., 1996. Tarım Öğretiminin 150. Yılında Türkiye'nin Erozyon Perspektifi. TEMA. 3:8.
Çoban, C., 1997. Arıcılık İçin Önemli Ağaç Türleri ve Sosyal Ormancılık. Teknik Arıcılık Dergisi. Sayı 57.
Free, J. B., 1992. Insect Pollination of Crops. Academic Press. Harcourt Brace.
Günay, T., 1995. Orman, Ormansızlaşma, Toprak ve Erozyon. Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı Yayınları. No:1
Hamzaçebi, S., 1994. Orman-Arıcılık İlişkileri Geliştirilmelidir. Teknik Arıcılık Dergisi. Sayı 45.
Hamzaoğlu, E., 1997. Çevre ve Erozyon. TEMA. 4:14
İmir, M., 1997. Sürdürülebilir Tarım. Ziraat Mühendisliği. Sayı 306.
Karabıyık, E., Çoban, C., 1998. Türkiye Kalkınma Vakfı Ağaçlandırma Çalışmaları. Teknik Arıcılık Dergisi. Sayı 61.
Özbek, H., 1979. Kültür Bitkilerinin Tozlaşmasında Balarısı (Apis mellifera L.). Atatürk Üniversitesi Ziraat Dergisi. Cilt 10. Sayı 1-2.
Özbilgin, N., 1999. Bitkisel Üretimde Tozlaşma ve Tozlaşmada Arıların Rolü ve Önemi. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı. ETAE. Polinasyon Projesi. Hizmet İçi Eğitim Semineri. Menemen-İzmir. 16-18 Şubat 1999.
Pekel, E., Ünalan, A., 1999. Hayvansal Üretimde Ekolojik Tarımın Yeri ve Türkiye için Önemi. Türkiye 1. Ekolojik Tarım Sempozyumu. 21-23 Haziran 1999. Konak-İzmir.



Korkmaz, A., Aydın, A., 1999. Sürdürülebilir Tarımda Bal Arısının Rolü. Ziraat Mühendisliği Dergisi. 323 : 24-26.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !