Embed

BAL ARISI KOLONİSİNDE VERİMLİLİK

BAL ARISI KOLONİSİNDE VERİMLİLİK

Verimlilik kavramı hayatın her aşamasında karşımıza çıkan önemli bir göstergedir. Yaptığımız tüm işlerin temelindeki ve sonucu belirleyen ölçüdür. Arıcılık sektöründe de etkin olan verimlilik kavramı aynı zamanda arı ürünlerinin piyasa değerini belirlediği gibi koloninin de başarısını ve kalitesini göstermektedir. Geleneksel üretimin yaygın olduğu dönemde koloni verimliliği fazla dikkate alınmamıştır. Günümüzde küreselleşme sürecinin yoğun etkisi ve baskısı altında verimlilik olgusu, kaçınılmaz olarak arıcılarımızın ve arıcılığımızın da gündemine girmiştir.

Arıcılıkta verimlilik, diğer sektörlerde olduğu gibi pek çok faktörün etkisi altında ortaya çıkmaktadır. Üretim sürecini etkileyen her bir faktör, gücü oranında verimliliği, dolayısıyla da verimliliğin en önemli göstergesi olan arı ürünlerinin miktar ve kalitesini etkilemektedir. Hayvan ıslahında “verim=genotip+çevre” olarak ortaya konulan eşitlik kısaca bu durumu özetlemektedir.

Verim : Arıcılık açısından olayı ele aldığımızda verim kavramı içerisine, arılardan elde edilen bal, polen, propolis, arı sütü, arı zehiri gibi arı ürünlerinin miktar ve kalite özellikleri, koloniyi oluşturan tüm arıların renk, kıl uzunluğu, kanat genişliği, vücut büyüklüğü gibi dış görünümleri, ana arının yumurtlama kapasitesi, işçi arıların kovan iç hizmetlerini yürütmedeki başarısı ve temizleme davranışı, koloninin gelişimi, petek işleme etkinliği, hırçınlık davranışı, kışlama kabiliyeti gibi tüm olaylar girmektedir. Bu nedenle ana arı veya koloni kalitesi gibi olayları irdelerken sadece bir karakter bakımından değil pek çok özellik bakımından değerlendirmekte fayda vardır. Aksi halde yanılgı kaçınılmazdır. Ancak burada ekonomik öneme sahip olan arı ürünleri olarak ele alınmaktadır.

Bal verimi çok yüksek olan bir koloniyi seçmek ve ondan ana arı yetiştirerek tüm arılıkta kullanmak bizi yanıltabilir. Çünkü bal verimi yüksek olan bir koloni çok hırçın bir yapıya sahip olabilir. Bal verimi çok önemli olup hırçınlığına razı olan arıcıları ayrı tutarsak hiçbir arıcı hırçın bir arı kolonisi ile çalışmak istemez. Ancak burada arıcı karar verecektir. Elde ettiği bal verimi arıcılığı yapmayı karlı hale getiriyor ve bu durumda kendini başarılı sayıyorsa hırçınlığı göz ardı edebilir. Ancak başka bir arıcı da uysal olsun ama bal verimi düşük olsun diyebilir. Bu durumda da şu ortaya çıkmaktadır. Önemli olan sadece bal verimi değil aynı zamanda uysallıktır da. Sonuçta arıcılıkta kullanılan arının hangi özelliklere ve ne kadar sahip olacağı, arı ırkının da tercihine etki etmektedir.

Örneğin, bir arıcı bal üretimi açısından kolonilerini geliştirirken başka bir arıcı bal veriminden ziyade polen üretiminin daha karlı olduğunu düşünüp polen verimi yüksek olan bir arı ırkı ile çalışabilir. Tıpkı Çin’de arı sütü üretimi için İtalyan arısından geliştirilen hatların kullanıldığı gibi. Ülkemizden örnek vermek gerekirse çam balı üretimi için en uygun arı Muğla ekotipidir. Bu ekotipin başka bölgelerde bu kadar verimli olmasını beklememek gerekir. Bu konuda önceki yıllarda edinilen deneyimler de bu durumu desteklemektedir.

Genotip : Verim ve verimlilik üzerine etki eden en önemli faktör ana ve baba bireylerden oluşan genotiptir. Bir bal arısı kolonisi için kast edilen ise ana arı ve onun havada çiftleştiği 10-15 erkek arıdır. Ana arı kendi özellikleri ile erkek arıdan aldığı özellikleri döllerine aktararak koloninin özelliklerini belirler. Ana arı erkek arılardan aldığı spermleri sırası ile kullanır. Bu nedenle koloninin özellikleri zamanla değişebilir. Uysal olan koloni hırçınlaşabildiği gibi bal üretimi de değişerek verimsiz bir hal alabilir. Bu olaya çevre faktörleri etki edebileceği gibi önemli oranda da ana arının kullandığı spermlerin sırasından kaynaklanmaktadır.

Arıcılıkta ana arının kalitesini belirleyen pek çok faktör vardır. Ana arının yetiştirildiği larvanın yaşı, yetiştirici koloninin mevcudu, yetiştirme mevsimi gibi faktörler kaliteyi etkilemektedir. Erkek arılarda ise yetiştirildiği koloninin özellikleri kaliteyi belirlemektedir. Bu nedenle ana arı satın alacak veya yetiştirecek olan arıcıların belirtilen bu kriterlere dikkat etmeleri zorunludur. Ana arı ve erkek arı kalitesi bakımından isabet etmek başarı ve verimlikte en temel prensiptir. Bundan sonraki süreç ise uygun çevre ve bakım koşullarının oluşturulmasıdır. Zira çevresel koşullar ne kadar iyi olursa olsun ana arı üstün performansa sahip değilse sonuç hüsran olacaktır.

Çevre: Verimliliğin elde edilmesi için gerekli ikinci temel şart çevredir. Çevreden kast edilen ise oldukça fazla ve değişkendir. Temel olarak çevre, üretim sürecinin yürütüleceği doğal ortamdır. Ancak bu eşitlikte kast edilen ise daha geneldir. Bunun içerisinde arı kolonilerinin bulunduğu çevre yanında mevsimsel koşullar, iklim değişiklikleri, bitki florası, doğada bulunan diğer böcekler, arıcının yeteneği, kullanılan alet ve ekipmanlar başta olmak üzere pek çok faktör bulunmaktadır.

Çevresel faktörler, verimliliğe etki edenler içerisinde en zor kontrol altına alınanları içermektedir. Zira sıcaklık, rüzgar ve nem gibi iklimsel koşullar gerek arıların tarlacılık faaliyetleri gerekse bitkilerin polen ve nektar salımı üzerine oldukça fazla düzeyde etkide bulunmaktadır. Bunları kontrol etmek bir tarafa, bunların etkisi altında olmadan arıların çalışması da imkansızdır. Çevresel faktörler verimliliğin tamamlayıcısı olup genotip ile birlikte etki ederek arı kolonilerinin verimliliğini de belirlemektedirler. Çevresel faktörlerin bir kısmı ise kontrol edilebilir, hatta iyileştirilebilir özelliktedirler. Arıcının kendi yeteneklerini geliştirerek yeni üretim tekniklerini, flora takibini, arıcılık alet ekipmanlarının kullanımını öğrenmesi bunların başında gelmektedir. Özellikle flora takibi konusunda elde edilen başarı büyük oranda verimliliğe etki etmektedir.

Sonuç olarak özetlemek gerekirse, eşitliğin sol tarafında bulunan verim unsurları bakımından arıcılıkta başarı sağlamak ve verimliliği yakalamak için bazı koşulları yerine getirmek zorunludur. İlk aşamada arıcılık yapılan yöreye ve üretim desenine uygun ana arı ve onun çiftleştiği erkek arı genotiplerini sağlıklı ve isabetli bir şekilde saptamak esastır. Ana arının ideal koşullarda yetiştirilmiş ve çiftleşmiş olmasına da özellikle dikkat etmek gerekir. Bundan sonraki aşamada ise flora takibi ve arıcılık eğitimi başta olmak üzere çevresel koşulları mümkün olduğu kadar iyileştirmek ve en üst düzeyde tutmaktır. Eşitliğin sağ tarafında bulunan genotip ve çevresel koşullar ne kadar ideal ölçülere yaklaşırsa verimlilik de o düzeyde artacaktır. Verimliliğin artması da arıcıya kar olarak yansıyacağı gibi ülke ekonomisine de önemli düzeyde katkı sağlayacaktır. Aksi durumda ise her başarısız ve verimsiz bir üretimin arkasında en az bir genotip veya çevresel faktör olduğu,  bu faktörün de iyileştirilmeden verimliliğin sağlanabileceğini düşünmek sadece hayaldir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !