BAL ARILARINDA TRAFİK KURALLARI

 

Her canlının yaşam düzeninde bir takım kurallar egemendir. Zaten yaşamı da anlamlı ve yaşanabilir kılan bu kurallar dizisidir. Aksi halde düzensizlik tüm yaşamı altüst edip yok olmasına neden olur. Yemek, gezmek, sosyalleşmek gibi olguları düzenleyen tüm kurallar, bu kapsamdadır. Bireylerin yer değiştirmesini düzenleyen ulaşım kuralları da bu çerçevede ele alınmalıdır.  Kuralsızlık her olayı aksatacağı gibi trafik olarak nitelediğimiz bu kuralları ve buna bağlı olarak yaşamın tüm aşamalarını da olumsuz etkilemektedir.

İnsan yaşamında olduğu gibi bal arılarının dünyasında da dışarıdan pek fark edilemese de bu tip kurallar vardır. Hem de çok katı bir şekilde uygulanarak. Yemek yeme saatleri ve miktarı, hastaların ve yaşlıların ölüm süreci, ana arıya gösterilen saygı ve hizmetin kusursuzluğu, yavruların bakım ve beslenmesi gibi milimetrik düzeyde dahi aksamasına müsaade edilmeyen sistemler söz konusudur. Ayrıca bunun yanında çalışma saatleri, besin toplama davranışları gibi tüm bu işlerin yapıldığı ortamda sıklıkla kullandıkları iletişim ve ulaşım kuralları. Yani bizim deyimimizle trafik kuralları.

Trafik denilince aklımıza genel anlamıyla ulaşım gelmesi gerekirken sadece araçların yer değiştirmesi gelmektedir. Oysa trafik aynı zamanda araçlar dışındaki insan ve hayvan gibi ulaşım gereksinimi duyan canlıların da uyması gereken kurallar dizisidir. Her canlıda olduğu gibi bal arılarının da kendi aralarında böyle kuralları vardır.

Her şeyden önce bal arıları kovan içerisinde karayolu kurallarını uygularken, uçuş esnasında havayolu kurallarına göre uçmaktadırlar. Besin toplama davranışı içerisinde iken de denizyolu kurallarını uygulamaktadırlar. Ancak arıların su ve şerbet üzerindeki kuralları batmamak ve boğulmamak üzerine kuruludur. Yani hareketleri oldukça sınırlıdır. Bu nedenle su içerken suya düşmemeye, şerbet alırken batmamaya ve boğulmamaya dikkat etmeleri yeterlidir.

Kovan içerisindeki hareketlerine gelince, bal arılarının kovan içi hareketleri oldukça düzenlidir. Birbirlerine çarpmadan ve rahatsız etmeden yaklaşık elli bin arı yaya olarak çalışmaktadır. Her birey yaş grubu ve yaptığı işe göre petekler üzerine ve görev yerlerine dağıldığından kimse birbirinin alanına ve işine müdahale etmemektedir. Ayakaltında dolaşarak farklı yaş gruplarının alanına girmemeye özen göstermektedirler. Tıpkı otobanlarda araç büyüklük ve hızlarına göre tahsis edilmiş yollardaki trafik düzeni gibi. Çerçeveler arasında binlerce arı birbirini rahatsız etmeden işini yapmakta ve iki çerçeve arasındaki arılar sırt sırta çalışma yürütmektedirler. Zira iki çerçeve arasındaki yaya yolunun genişliği iki arının geçebileceği büyüklüktedir. İnsanların karayollarında ise durum çok farklıdır. Her geçen gün yollarını genişliği ve yan yana geçecek araba sayısı artmaktadır. Ancak bal arılarında bu yollar yüz milyon yıldır iki şeritlidir. Bal arılarının bundan şikâyetleri olmadığı gibi bu sistem dokunma yoluyla ilaç dağıtımı ve kovanın haberleşme aracı olan koku transferi için de gereklidir. Ayrıca kovan içindeki yer ve ulaşım masraflarını azaltmak amacıyla besin tasarrufu için de gereklidir.

Kovan içinde bu kurallar yaygın iken kovan dışında daha farklı bir durum egemendir. Her şeyden önce bal arıları kovan dışına çıkarken pist başı yapmak zorundadır. Bu amaçla kovan çıkış deliğinde bulunan uçuş tahtası üzerine gelmekte ve birden ileriye doğru fırlayarak ilk uçuş hızına erişmektedir. Böylece havada süzülmeye ve uçmaya başlamaktadır. Elbette uçuş öncesi deposunu yakıtla, yani midesini balla doldurarak. Gerekli uçuş hızına eriştikten sonra bir şoförün arabanın sesini, kokusunu hissederek sürmesi gibi bal arısı da çevredeki koku ve sese göre uçuş istikametini belirlemektedir. Havada yayılan nektar ve polen kokusu uçuşun rotasını belirlemektedir. Aradığı besin kaynağını bulduğunda alçalmaya ve çiçeğin renkli taç yapraklarını uçuş pisti olarak kullanmaya çalışmaktadır. Uçuşu esnasında da 25 km/saat hızdan yukarı çıkması yasaklanmıştır. Duruma göre vites artırarak çıkabileceği bu hızı da ancak kendisini korumak amacıyla kullanmaktadır. Midesi balla, bacakları polenle dolduğu zaman ise hızını istemese de düşürmektedir. Zira doğanın koyduğu trafik kurallarına göre ağır yükle hızlı uçması çok zordur. Yüklü halde iken de bir an önce kovanına dönmesi gerekmektedir. Ancak aşırı yüklü olduğu durumlarda fren sistemi bazen düzgün çalışmamakta, uçuş tahtasına sert inişler yapmaktadır. Hatta bazı durumlarda en yakındaki kovana iniş gerçekleştirmektedir.

Kovan girişi ise bir otoban gişesi gibi kontrol altındadır. Öyle her gelen içeri giremez. Canlı bomba mı, düşman mı, hırsız mı, yağmacı mı olduğu bilinmeyen arılar içeriye alınmaz. Girişte bekleyen bekçi arıların elinde kovan kokusundan oluşmuş bir kontrol mekanizması vardır. Gelen arının kokusu ile kovan kokusu örtüşmüyorsa kovanını şaşıran arı iyi bir dayak yer ve uzaklaştırılır. Ancak gelen arının kokusu farklı fakat midesi dolu ise bunun iyiniyetli olduğu anlaşıldığında kovana kabul edilir. Tabii ki midesindeki bal, paralı geçiş için yeterli olduğundan dolayı! Yoksa başka nedenden değil! Bu arada hava yolunun aynı zamanda ana arı ile erkek arıların çiftleşme alanı olduğunu da belirtmekte fayda vardır! Zira tüm bal arıları havada uçarken toplam 8-10 erkek arıyla çiftleşerek kovanına dönmektedir. Hem de başarıyla. Bazen arı kuşu gibi canlıların saldırılarına uğrasalar da.

Kovanın ön kısmı arılarca besin toplamak için girip çıkan arılar tarafından kullanılmakla birlikte aynı zamanda kovandaki çocukların uçuş eğitimi için de kullanılmaktadır. Bu nedenle kovan önünde oynayan çocuklara da kimse karışmaz, zarar vermez. Trafik kazası gibi çarpmak, “Önümden çekil be!” diye bağırmak da yoktur. Herkes birbirine saygılıdır. Kovanın giriş deliği dışında kovana yaklaşan ve gizli giriş yerleri aramaya çalışan arılar ise yabancı ve yağmacı arılardır. En kısa zamanda önlemler alınarak uzaklaştırılmaları gerekmektedir. Aksi halde otoban güvenliği sağlanmamış yerlerdeki gibi sıkıntılar yaşanacaktır. Hatta zaman zaman arıların yolu üzerinde bekleyen eşek arıları saldırılarda bulunarak ulaşım güvenliğini olumsuz etkilemektedirler. Arının midesindeki balı ve vücudundaki proteini almak için öldürmektedirler. Bunlara karşı da arılar ve arıcılar gerekli önlemleri almak durumundadırlar. Aksi halde kovanın geleceği tehdit altındadır. Tıpkı otobanlarda yol kesen ve insanlara zarar veren terörist, katil ve hırsızlar gibi.

Doğada egemen olan kurallar aslında tüm canlılar için geçerlidir. Ancak bal arılarının dünyası öyle düzenlidir ki yaşamlarının her aşaması disiplin altındadır. Birbirlerinin işine ve şahsına karşı saygılıdırlar. Ölmek gerektiği zaman bile kovanına zarar vermemek için uzak bir yere giderek ölmektedirler. Gerekirse kovanı için canını gözünü kırpmadan vermektedirler. Bu nedenle güçlü ve sağlıklı bireylerin oluşturduğu koloniler halinde yaşarlar. Biz insanların arıdan örnek alacağı o kadar çok şeyler var ki. Sadece trafik kurallarını onlar gibi uygulasak hayat daha yaşanır ve güzel olacaktır.

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !