Embed

ARICILIĞIMIZIN TEMEL SORUNU, ARICI

ARICILIĞIMIZIN TEMEL SORUNU, ARICI

 

Dr. Ali KORKMAZ

Samsun GTH İl Müdürlüğü

 

Arıcı, arı yetiştiricisi, bal üreticisi. Bal arısı kovanlarında arı ve arı ürünleri üreten kişinin adı ne konulursa konulsun, sonuç değişmez. Çünkü arıcının yaptığı işte elde ettiği verimlilik düzeyini kendisine verilen isimden ziyade arıcının kimliği, kişiliği ve eğitimi etkilemektedir. Yıllardır ülkemiz arıcılığının istenilen verim düzeyini yakalayamamış olmasına dair gerekçeler sıralanırken, arılardan kaynaklanan ana arı kalitesi ve arı ırkı, ilkel veya modern kovan, ilaç kullanımı, besleme gibi faktörler daha ön plana çıkarılmış, arıcıdan kaynaklanan sorunlar ise ya göz ardı edilmiş ya da dikkat çekecek düzeyde ele alınmamıştır. Sonuçta arıcılığın devasa sorunları ya ana arının ya da arıcı dışındaki diğer faktörlerin sırtına yüklenmiştir.

Anadolu’da yaklaşık 3700 yıldır arıcılık yapılmaktadır. Ülkemiz Çin'den sonra dünyanın ikinci büyük bal üreticisidir. Ülkemizde 56 bin arıcı 6 milyon arı kolonisi bulunmakta, yılda 83 bin ton bal üretilmektedir. Bu kadar eski bir geçmişe ve potansiyele sahip olan ülkemiz arıcılık sektöründe, üretim sürecinin tamamı üretimi yapan "insan" faktörünün kontrol ve denetimi altındadır. Bu faktöre rağmen ve dikkate almadan kaliteli üretim süreci söz konusu değildir. Sonuçta her üretim sektöründe elde edilen üründeki tüm hataların sorumlusu, üretim sürecinin başındaki bireydir. Yeri geldiğinde bu birey bedelini de ödemektedir. Aynı durumu arı kolonilerinin bakım ve yönetimi bağlamında ele aldığımızda bu gerçek kendini göstermektedir. Kovanlardaki bal başta olmak üzere arı ürünlerindeki verimin düşüklüğü, ana arının verimsizliği, bulunulan bölgenin flora bakımından yetersiz olması gibi tüm faktörlerin birinci derecede sorumlusu aslında arıcıdır. Ne yazık ki ülkemizde bulunan kolonilerin verimsizliğini araştıran çalışmalarda bile bu konu yeterince ele alınmamakta, birkaç cümle ile geçiştirilmektedir. Koloni içerisindeki tüm faaliyetlerin sorumlusu ve birinci dereceden yöneticisi ana arı olduğu gibi arılığın bulunduğu yer başta olmak üzere, çalışılan arı ırkı, kullanılan ana arının yetiştirilme yöntemi, arılığın düzeni, besleme şekilleri gibi faktörlerin de, ülkemiz arı kolonilerinin ortalama bal veriminin on altı kilogram olmasının da birinci sorumlusu verimsiz ve eğitimsiz arıcıdır. Dilsiz olup kendini savunamayacak durumda olan küçücük bir böceğin sırtına tüm suç yüklenerek haklı çıkılamayacağı gibi sadece kendimizi kandırırız.

O halde şimdi şu soruyu sorabiliriz. Arıcının suçu nedir. Arıcı ne yaparsa bu suçtan kurtarabilir. Bu sorulara yanıt vermeden önce şunu vurgulamak gerekir. Önce arıcı kendisinin suçlu olduğunu kabullenmesi ve ondan sonra da bu suçunu ortadan kaldıracak girişimlerde bulunması gerekmektedir.

Yapılan bilimsel çalışmalarda ortaya konmuştur ki, ülkemiz arıcılarının önemli bir çoğunluğu ilkokul veya ortaokul mezunudur. İlk etapta bu durum arıcılarımızın yetersizliğine işaret ediyor gibi görünse de tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü alınan eğitimle bilgi sahibi olunduğu gibi bu bilgi sahibi olunması belgelendirilir. Ancak belgelendirilmiş olmak da bilgi sahibi olunduğu anlamına gelmez. Bu nedenle belgelenen eğitim düzeyini temel olarak almak yanıltıcı olabilir. Bu durumda sorulacak soru şudur. Eğitim düzeyi ne olursa olsun arıcılarımız yeni bilimsel gelişmeleri izliyorlar mu, arıcılık yayınlarını okuyorlar mı, herhangi bir sorunla karşılaştıklarında başvuracakları çözüm yollarını biliyorlar mı. İşte asıl sorun burada.

Sahada yaptığımız gözlemlerde veya kişisel görüşmelerimizde ne yazık ki bu soruların yanıtları içler acısıdır. Başta besleme malzemeleri, şekilleri ve besleme zamanı konularında oldukça yanlış veya yetersiz bilgilenme söz konusudur. Hele hastalık ve zararlılara karşı ilaç kullanımı konusunda ise büyük yanlışlıklar yapılmaktadır. Her ne kadar eskiye oranla bu konularda büyük aşamalar kaydedilmişse de hala yetersizlik söz konusudur. Özellikle arı biyolojisine uygun olmayan besinlerin ve arıya tescilli olmayan ilaçların kullanılması büyük bir sorun olarak halen günümüzdeki önemini korumaktadır. Arıcıların kendilerince geliştirdikleri yöntem veya ilaçlarla sorunlara çözüm aramaları da ayrı bir sorundur. İlacı ucuza getirmeye çalışmak, diğer arıcılardan gördüğü uygulamaları tekrarlamak, sıklıkla yapılan hatalardandır. Oysa bu konularda yapılan hatalar balın kalitesini düşürmekte, pazar değerini bitirmektedir. Beslemede yapılan hatalar ise genç arı kadrolarının yetişmesini engellediği için üretim sürecinde büyük aksaklıklara yol açmaktadır. Bu örneklerde olduğu gibi diğer arıcılık uygulamalarında yapılan hatalar da koloni başına verimliliği ve pazar değeri yüksek sağlıklı ürün elde edilmesini engellemektedir. Eğitim düzeyi ne olursa olsun arıcının güncel ve doğru bilgiye ulaşmaması, ulaşmak için çaba sarf etmemesi veya arayışa girmemesi arıcılığımızın en büyük sorunudur.

Ülkemizde yayınlanan dergileri elden geldiğince takip etmek, yayınlanan kitaplardan arılıkta bulundurmak, arıcılık konusunda yapılan panel, kongre gibi toplantılara katılım sağlamak, Bakanlıkça yayımlanan kanun ve talimatları öğrenmek, yasal ve bilimsel olmayan hiçbir uygulamayı arılıkta denememek, herhangi bir sorunla karşılaşıldığında eldeki var olan kaynaklarla çözülemediği durumlarda Birlik, Enstitüler, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlükleri, Üniversiteler gibi bilim doğrultusunda çalışan yerlerde çözüm aramak arıcının sorun olmaktan kurtulmasının ilk adımı olacaktır. Bilimsel ve doğru bilgi ile donanma aşamasından sonra yöreye uygun ve genç ana arı ile çalışma, zamanında etkin ve tam besleme, tescilli ilacı doğru zaman ve dozda kullanma, pazara uygun miktar ve kalitede arı ürünü üretme, her şeyden önemlisi ulusal veya dünya pazarlarında yer edinmek için arayışa girme seçenekleri gündemdeki yerini alacaktır.

Sonuç olarak görülmektedir ki bilgili ve bilinçli bir varlık olan insan, her türlü üretim süreci ve üretim aracının temel faktörüdür. Bu faktör düzelmeden, gelişmeden, bilimsel gelişmelere ayak uydurmadan sektörün kalkınması, gelişmesi olası değildir. Ana arı kalitesi, arıcılık malzemelerinin varlığı ve kullanımı, besleme, sağlık ve pazarlama gibi sorunların çözümü arıcının bilgi ve bilinç düzeyinin gelişmesi ve etkin çalışması ile gerçekleşecektir. O zaman koloni başına bal verimi yükselecek, sıfır kalıntılı bal üretilecek, dünya pazarları ile rekabet edebilecek miktar ve kalitede arı ürünleri elde edilebilecektir. Bu düzeye ulaşmak için arıcının önünde tek seçenek vardır: “yaşam boyu sürecek, kesintisiz arıcılık eğitimidir”. Birlikler öncülüğünde yapılacak yıl içerisine dağıtılmış, güncel bilgileri içeren eğitimler bu süreç için en güzel başlangıç olacaktır. Periyodik yayınlarla bu süreç desteklendiğinde de ülkemiz arıcılığında gerek verimlilik gerekse kalite kaçınılmaz olarak elde edilecektir.

 

 

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !